Sığırlarda İçme Suyu Kalitesi ve Önemi

Su, tüm canlılar için en önemli besin maddesidir. Sığırlarda sütün %87’si, gübrenin %88’i ve vücudun yaklaşık %56-65’i sudur. Laktasyondaki bir ineğin, canlı ağırlığına oranla su tüketimi diğer türlere göre daha yüksektir. Sığırlar, rumen fermantasyonu, sindirim kanalından yemlerin uygun hızda geçmesi, sindirim, absorbsiyon, iyon dengesi, normal kan hacmi, vücutta oluşan atık maddelerin idrar, dışkı ve solunum yoluyla atılması, vücut ısı dengesinin sağlanması, fetüsün uygun ortamda bulundurulması, dokuların besin madde ihtiyaçlarının taşınması ve karşılanması amacıyla bol miktarda, temiz ve kaliteli suya ihtiyaç duyarlar. Diğer yandan hayvanların istedikleri anda kaliteli ve yeterli miktarda içme suyuna ulaşabilmeleri hayvan refahı açısından da zorunludur. Bu kadar önemli olmasına rağmen su, yetiştiricilerin önemli bir kısmı tarafından üzerinde yeterince durulmayan bir besin maddesidir. Kötü kaliteli suyun hayvanın performansını, yem tüketimini ve sağlığını olumsuz etkilediğinin bilinmesine rağmen, yetiştiriciler tarafından su kalitesinin ihmal edildiği bildirilmektedir. Diğer yandan yetiştiricilerin çok az bir kısmı hayvanların içmesi gereken su miktarı ve kalitesi hakkında bilgiye sahiptir.

Bir sığırın su ihtiyacını hayvanın fizyolojik durumunu, süt verimi, yem tüketimi, vücut büyüklüğü, hareketlilik düzeyi, yemlerin tipi ve kompozisyonu, çevre sıcaklığı, havanın nemi, rüzgâr hızı ve yağış miktarı gibi faktörler etkilemektedir. Ayrıca su tüketimi üzerine, içme suyunun tadı, tuzluluğu, sülfat içeriği, suyun sıcaklığı, pH’sı ve toksik maddelerin ve bakterilerin varlığı ile sulama sıklığı da etkilidir.

Sığırların günlük su ihtiyaçlarının tahmin edilmesinde farklı araştırıcılar tarafından çeşitli eşitlikler geliştirilmiştir. Bu eşitliklerde kuru madde tüketimi, günlük süt verimi, rasyonun kuru madde içeriği, sıcaklık veya çevresel koşullar ile sodyum (tuz) tüketimi gibi faktörler dikkate alınmaktadır.

Bir süt ineği her kg kuru madde tüketimi için 4.1 L ve her kg süt verimi için 2.6 L suya ihtiyaç duymaktadır.

Su kalitesinin önemi

İçme suyu kalitesinin standartların altında kalması, su ve yem tüketiminin düşmesine, besin maddelerinin değerlendirilememesine, verim kayıplarına, hayvanın ve dolayısıyla insan sağlığının bozulmasına yol açarken, işletmenin karlılığını da olumsuz etkilemektedir.

İçme suyunun kalitesini olumsuz etkileyen faktörlerin birçoğu sığırların ölümüne veya herhangi bir hastalığa neden olmazlar. Ancak kaliteyi olumsuz etkileyen faktörler büyüme, süt verimi ile üreme performansını olumsuz etkileyerek ekonomik kayıplara yol açabilirler.

Kötü kaliteli su tüketimine hayvanın gösterdiği tepkiler, yaşa, fizyolojik duruma ve yemin içeriği gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişebilmektedir. Nitekim laktasyonun erken dönemindeki inekler ile buzağılar, kötü kaliteli suya karşı daha çok duyarlıdırlar. Diğer yandan kaliteyi bozan faktörler, sindirim sistemindeki diğer besin madde veya maddeleriyle etkileşime girerek emilimin azalmasına da yol açabilmektedir.

Sığırların içme suyu kalite ölçütleri

Su kalitesi, sığırların performansı ve sağlığı açısından çok önemlidir. İnsan içme sularında olduğu gibi sığırlar içinde 5 adet temel su kalite ölçütü bulunmaktadır. Bu ölçütleri organoleptik (tad ve koku), fizikokimyasal özellikler (pH, toplam çözünmüş madde (TÇM), toplam çözülebilir tuzlar (TÇT) ve sertlik), toksik bileşikler (ağır metaller, toksik mineraller, organofosfatlar ve hidrokarbonlar), fazla miktarda mineral ve bileşiklerin bulunması (nitratlar, sodyum sülfatlar ve demir) ve mikroorganizmaların varlığı şeklinde sınıflandırmak mümkündür.

Suyun organoleptik özellikleri

Organoleptik özellikler, suyun tad ve kokusuyla ilgili olup, renk ve bulanıklık, suyun organoleptik özelliklerinin değerlendirilmesine kullanılan ölçütlerdir. Suyun organoleptik özelliklerine bağlı olarak hayvanın su tüketimi önemli düzeyde düşmedikçe, hayvanın sağlığı ve verimi olumsuz etkilenmemektedir.

Suya dışkı karışması da suyun tad ve kokusunun bozulmasına yol açabilmektedir. Sudaki dışkı kalıntısı miktarının %0.25 düzeyini geçmesi, sığırların tükettikleri su miktarı belirgin düzeyde azaltmaktadır.

Suyun fizikokimyasal özellikleri

Su kaynaklarının sınıflandırılmasında yaygın olarak kullanılan fizikokimyasal özellikler, suyun fiziksel özellikleri, kimyasal kompozisyonu ile tuzluluk, sertlik ve pH gibi parametrelerini kapsamaktadır.

  • Suyun asitliği (pH): pH’sı 6 ile 9 arasında olan sular, sığırlar üzerinde olumsuz bir etki oluşturmamaktadır. Ancak pH’nın 5.1’in altına düşmesi kronik veya hafif asidozla ilgili sorunlara yol açabilmektedir. Kronik veya hafif asidozis ise sığırların süt verimi, canlı ağırlık artışı ve yem tüketimini olumsuz etkilemekte, diğer yandan süt yağı depresyonuna, enfeksiyoz ve metabolik hastalıkların artmasına neden olmaktadır. Suyun alkali karakterde olması, suda bulunan tuz tipleri hakkında bilgi vermektedir. İçme suyunun alkali olması ise sığırlarda sindirim sistemi rahatsızlıklarına ve ishale yol açarken, su ve yem tüketiminin azalmasına ve yemden yararlanmanın düşmesine yol açabilmektedir.
  • Suyun tuzluluğu: Tuzluluk çoğunlukla sodyum klorit tarafından oluşturulmakla birlikte bikarbonat, sülfat, kalsiyum, magnezyum ve silisyum düzeyi de etkili olabilmektedir. Suyun tuz içeriğine katkıda bulunan magnezyum, sodyum, klor ve kalsiyumun fazlası toksik etki meydana getirmekte veya diğer elementlerle etkileşime girerek zararlı olabilmektedir. Hayvan tarafından fazla miktarda sodyum tüketimi kan basıncını yükseltirken, farklı yapıdaki tuzlar da eklemeli etki oluşturarak hayvanı olumsuz yönde etkilemektedir. Çiftlik hayvanlarında suyun tuzluluğu için ideal seviye 0-1000 mg/L olup, 3000 mg/L’den fazla çözünmüş tuz içeren sular kötü kaliteli su olarak kabul edilmektedir.
  • Suyun sertliği: Sertlik, çözünmüş olan iki değerli metalik katyonlardan çoğunlukla kalsiyum ve magnezyumun sudaki konsantrasyonlarının bir ölçüsü olup suyun sabunu çökeltme kapasitesidir. Ayrıca diğer iki değerli metalik katyonlardan suda çok düşük konsantrasyonda bulunan çinko, demir, stronsiyum, alüminyum ve manganez de suyun sertliği üzerinde etkilidir. Sular sertliklerine göre yumuşak (0- 60 mg/L), orta sert (61-120 mg/L), sert (121-180 mg/L) ve çok sert (<180 mg/L) olarak sınıflandırılır. 

İçme sularında bulunan toksik bileşikler

İçme suyunda bulunan toksik bileşikler sırasıyla ağır metaller, toksik mineraller, pestisitler (böcek öldürücüler) ve hidrokarbonlardır. Sularda yaygın olarak bulunabilen bu bileşikler çoğunlukla tehlikeli kabul edilen sınırların altındadır. Kurşun, arsenik, siyanür ve civa suda en yaygın bulunan toksik bileşiklerdir.

İçme sularında mineral veya bileşiklerin fazla miktarda bulunması

Nitratlar, sodyum, sülfatlar ve demir gibi element ya da iyonlar bu başlık altında incelenebilir. İçme sularında mineral ve bileşiklerin fazla miktarda bulunması hayvanların hastalanmasına veya su tüketiminin düşmesine yol açabilmektedir.

İçme sularında mikroorganizmalar

Hayvanların içme sularında virüsler, bakteriler, maviyeşil algler ve protozoaların bulunması, içme suyu kalitesinin kötü olduğunun göstergesidir.

Sığırların tükettikleri sularda bulunabilecek mikroorganizmaların hastalık meydana getireceği toplam bakteri, toplam koliform bakteri ve fekal koliform bakteri sayıları için sırasıyla 5000 adet/L, 150 adet/L ve 100 adet/L olarak bildirilmiştir. 

Buzağılarda, hastalık meydana getirebilecek toplam ve fekal koliform üst sınırları 1 adet/100 mL’dir.

İçme suyundaki toplam bakteri sayısının 100 mL’de 1 milyonu aşması durumunda ise hiçbir çiftlik hayvanının bu sudan tüketmemesi gerektiği bildirilmektedir.

Araştırıcılar, bakteriyel bulaşma seviyesinin, suluk yönetimiyle ilişkili olduğunu saptamışlardır. Romanya’da yapılan bir çalışmada, aile tipi işletme ve çiftliklerdeki suluklardan alınan su örneklerinin %92’sinde bakteri, %70’inde toplam koliform ve %63’ünde fekal koliform bulunduğu saptanmıştır.

Algler, hava sıcaklığının yükseldiği mevsimlerde, suyun içinde besin maddelerinin fazla miktarda bulunması, su devir daim hızının yavaş olması ve rüzgarın tozları suya taşıması durumlarında toksik bileşikler üretmektedirler. Toksik madde içeren suları tüketen sığırlarda iştahsızlık, ishal ve halsizlik ortaya çıkmakta, sonrasında ise zayıflama ve ölüm gerçekleşmektedir.

Mavi ve yeşil algler tarafından iki tip toksin üretilmektedir (Braul ve Kirychuk, 2001). Birinci tipi nöro toksinler olup, hayvanlar arasında ani ölümler meydana gelmektedir. İkinci tipi hepatotoksinler diğer bir değişle karaciğer toksinleri ise 1-2 saatten iki güne kadar değişen bir sürede hayvanların ölümüne yol açmaktadır.

Sonuç olarak, kaliteli su hayvanların sağlığının korunmasında, üremelerinin düzenli olmasında ve süt üretimin sürekliliği açısından önemlidir. Su kalitesinin yanı sıra hayvanlara temiz ve taze suya her zaman ulaşabilmelerine imkân verecek düzenlemeler yapılmalıdır. Sığırcılık işletmeleri de belirli aralıklarla sularını test ettirmeli, kalite bakımından uygun değilse hayvanlarının kaliteli su içmelerini sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri almalıdırlar. 

Kaynak: Yaylak ve Yavuz, Sığırlarda İçme Suyu Kalitesi ve Suluk Yönetimi (Derleme), Hayvansal Üretim 57(2): 57-67, 2016.